08:43 tarihinde Unknown tarafından yazıldı.

Federal Kürdistan - Salih Müslim - PYD - Rojava - utanç duvarı -
Türkiye'nin Suriye sınırına duvar örmesini sert dille eleştiren PYD Eş Başkanı Salih Müslim, Kürtlerin bu duvarı bir gün yıkıp, Berlin Duvarı gibi parçalarını anı diye saklayacağını söyledi.

Federal Kürdistan Bölgesi'ne Simelka Sınır Kapısı'ndan geçişine izin verilmediği için başka yollardan Irak'a geçen ve Bağdat üzerinden Avrupa'ya giden Salih Müslim, Sterk TV'ye açıklamalarda bulundu. Rojava ile merkezi Bağdat yönetimine bağlı bulunan Musul arasındaki Til Koçer Sınır Kapısı'nın 3 gün önce PYD'nin eline geçmesini değerlendiren Salih Müslim, bu sınır kapısının kendilerine karşı uygulanan ambargoya karşı alternatif olduğunu söyledi. Til Koçer Sınır Kapısı'nın ele geçirilmesinin siyasi açıdan da değişimleri beraberinde getireceğini söyleyen PYD Eş Başkanı Salih Müslim, şöyle dedi:

"Batı Kürdistan'ı ambargo altında tutma çabalarına karşı yeni bir alternatif oluştu. Siyaseten yeni bir alternatif açtı. Til Koçer Sınır Kapısı, ticaret ve insani yardım için de bir alternatif kapıdır."

ABD ve Rusya öncülüğünde Suriye üzerine yapılması planlanan 2'nci Cenevre Konferansı'na ilişkin görüşlerini de anlatan Salih Müslim, tüm çevrelerle geniş bir diplomatik faaliyet içinde olduklarını bildirdi. Müslim, muhataplarına "Eğer Suriye'ye demokrasi getirmek istiyorsanız, Kürt sorunu çözülmeden bu mümkün değil" mesajını verdiklerini söyledi. Kürtler'in bu konferansa kendi iradeleri ile katılmak istediğini ifade eden Müslim, bu iradenin de Kürt Yüksek Konseyi olduğunu vurguladı. Mevcut durumda Suriye'de en örgütlü halkın Kürtler olduğunu, en disiplinli ve örgütlü askeri gücün de YPG olduğunu söyleyen PYD Eşbaşkanı Müslim, "Demokrasiyi isteyen ve onun için mücadele eden YPG'dir" diye konuştu.

Türkiye tarafından Türkiye-Suriye sınırının bazı bölgelerinde yapılmak istenen duvara da değinen PYD Eşbaşkanı Salih Müslim, "Tüm dünyada utanç duvarları yıkılırken, Türkiye utanç duvarını inşa etmeye çalışıyor. Bir gün Kürtler de Berlin duvarı gibi bu duvarı yıkarak, parçalarını anı olarak saklayacaklardır" dedi.
(Evrensel)

Daha fazlası »
05:54 tarihinde Unknown tarafından yazıldı.
İHH İngiltere’de suç işlemiş insanları, ‘Suriye’ye insani yardım konvoyu üyeleri’ olarak Türkiye’ye getiriyor. Bu kişilerin El Kaide üyesi oldukları ve Suriye’de Kürt halkına karşı yürütülen kirli savaşın bir parçası olmak üzere gittikleri belirtiliyor.
İnsani Yardım Vakfı’nın (İHH) organizesi ile gerçekleşen olaylar ise kamuoyuna “İngiltere'den Suriye'ye 73 araçlık yardım konvoyu”  başlığı ile duyruluyor.
Aralarında El Kaide üyelerinin oldugu 180 kişilik grubun Taksim’deki otellere yerleştirildiği, giderlerinin de İHH tarafından karşılandığını dün abonelerimizle paylaşmıştık. Bu kişilerin büyük bir bölümü İngiliz vatandaşı ve İngiliz pasaportu taşıyor. Ancak, aralarında İngiltere’de, araç kaçırma, sahte araba kazası ve sigortayı dolandırmak gibi suçlara bulaşmış, ceza almış kişiler bulunuyor. 
İHH yetkilileri ise bunları, “İnsani yardım, sağlık ekibi” olarak tanıtıyor ve Suriye’ye göndermek için özel bir çaba harcıyor. Bu kesimlerin 40 ambulans götürdüğü de belirtiliyor.
İHH’NIN DÜZENLEDİĞİ BASIN TOPLANTISINA BAZI İSİMLER GİTMEDİ
Öte yandan İHH’nın Kazlıçeşme’de düzenlediği basın toplantısına, ‘İnsani yardım konvoyu’ üyesi bazı kişilerin gitmediği öğrenildi. Gitmeyenler arasında İgbal Kasım, Hüseyin Haalem, Hüseyin Muhammed Tashtayaq, Nasihi Adam, Niah Mohammed Tahir, Arif Waqar, Dad Asgar Ali, Younis Rizwaan Qaisir bulunuyor. İnsani yardım götürdüğünü iddia edenler, basın toplantısı düzenledi. Ancak 180 kişilik gruptan sadece 50 kişi söz konusu basın toplantısına katıldı. Ve ekte pasaport fotokopileri bulunan kişilerin toplantıya kendilerini kamufle etmek amacıyla gitmedikleri belirtiliyor. Böylesi bir durumda, “Bu insanlar nerede” sorusu akla geliyor. Bu soruya verilebilecek yanıt belki de çok fazla. Bu insanlar, El Kaide üyesi oldukları için Türkiye’ye giriş yaptıkları açıklandıktan sonra Suriye’ye götürülmüş de olabilir. Şu anda yürütülen kirli savaşta, Kürt halkına karşı savaşıyor olmasın? Ya da kamuoyuna “İnsani yardım” olarak lanse edilen malzemeler, silah, askeri teçhizat olmasın.
İHH'nın cevabını vermediği sorular;
1-Bu kişilerin otel ve yol masrafları İHH tarafından mı karşılanıyor?
2-40 ambulans alabilecek kadar parası olanların otel parasını ödeyememesi ne kadar inandırıcı?
3-İHH 'sağlıkçı' olarak tanıttığı bazı kişilerin İngiltere'de hangi suçlardan ceza aldıklarını biliyor mu?
4-Eğer bu kişiler sağlıkçı ise ve 'insani yardım amacıyla' gidiyorlarsa o zaman neden bugünkü basın toplantısına katılmadılar?
5-İHH'nın bu grubu sınıra kadar götürüp ordan El Kaidecileri Suriye'nin içine gönderdiği ve diğer sivilleri geri getirdiği, aralarında çocuklarında olduğu bazı kişileri Kaidecileri kamufle etmek için kullandığı doğru mu?
İHH BAŞKANI YILDIRIM’A EL KAİDE’YE YARDIM SORUŞTURMASI
Öte yandan İHH Başkanı Bülent Yıldırım hakkında “Başkanı olduğu bir denrek üzerinden El Kaide’ye para aktardığı” iddiasıyla gizli bir soruşturma yürütüldüğü de ortaya çıktı.
Habertürk Gazetesi’nde yer alan habere göre, Gazze’ye yardım götüren Mavi Marmara gemisine yapılan baskının ardından İsrailli komutanlara dava açan İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı’nın, gemiye öncülük eden İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH) Başkanı Bülent Yıldırım hakkında da gizli bir soruşturma yürüttüğünü yazdı.
Soruşturmada, Yıldırım’ın, El Kaide’ye finansal kaynak aktardığı üzerinde duruluyor. Soruşturmanın büyük bir gizlilik içerisinde yürütüldüğü, hatta hazırlık numarası bile verildiği de haberde yer aldı. ANF (alıntı)






Daha fazlası »
05:32 tarihinde Unknown tarafından yazıldı.
BDP ve DTK öncülüğünde Ceylanpınar ilçesine yapılacak olan "Rojava ile dayanışma yürüyüşü" öncesinde Ceylanpınar ve Urfa merkeze bağlı ilçelerde adeta OHAL uygulaması başlatılırken, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın kardeşi Mehmet Öcalan Halfeti'de polis tarafından gözaltına alındı. 
Ceylanpınar'da saat: 17.00'de yapılacak olan "Rojava ile dayanışma yürüyüşü" öncesinde ilçe polis ablukasına alındı, Urfa'dan Ceylanpınar'a giden yolun 30'uncu kilometresi polis tarafından kurulan barikat ile kapatıldı. Ceylanpınar'a gitmek üzere yola çıkan ve polisler tarafından araçları durdurulan BDP Urfa il, Birecik ve Suruç ilçe örgütlerinin bekleyişi devam ederken, tek tek ruhsatları kontrol edilen araçlardan birine "eksik evrak" gerekçesi ile el konuldu. 
Öte yandan Halfeti'den yola çıkan yurttaşlar ise ilçe çıkışında Halfeti Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polisler tarafından kurulan kontrol noktalarında durduruldu.Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın kardeşi Mehmet Öcalan ile Sinan Karakurt'un bulunduğu araç da polis tarafından durduruldu. Aramalar sonrasında Mehmet Öcalan ile Sinan Karakurt, gözaltına alındı. Daha önceki dönemlerden kalan ifadeleri gerekçe gösterilerek gözaltına alınan Öcalan ve Karakurt Halfeti Emniyet Müdürlüğü'ne götürülürken, önümüzdeki saatlerde savcılığa çıkarılacağı bildirildi. 

Yine Hilvan ve Siverek'ten yürüyüş için yola çıkanlar da ilçe çıkışında kurulan iki arama noktasında durdurularak, araçların evrakları polisler tarafından tek tek kontrolden geçirildi. Yine GBT kontrolünün de yapıldığı arama noktasında çok sayıda araca ceza yazıldığı öğrenildi. 
ANF(alıntı)



Daha fazlası »
05:29 tarihinde Unknown tarafından yazıldı.
BDP ve DTK öncülüğünde Rojava'daki sivil katliamları kınamak ve halk direnişine destek amacıyla yapılacak yürüyüş öncesi Ceylanpınar polis ablukasına alındı. BDP ve DTK öncülüğünde Ceylanpınar'da (Serêkaniyê) saat 17.00'da yapılacak olan 'Rojava'yla dayanışma yürüyüşü' öncesinde ilçe polis ablukası altına alındı. Valiliğin yasağını gerekçe gösteren polisler Kepez bölgesinde tüm araçları durdurak kontrol yapıyor. Yürüyüşün yapılacağı güzergaha ise çok sayıda TOMA ve akrep olarak adlandırılan zırhlı araçlar konumlandırılırken bölgede çekim yapmak isteyen gazeteciler de sarı basın kartı olmadığı gerekçesiyle engelleniyor. ANF (alıntı)



Daha fazlası »
05:26 tarihinde Unknown tarafından yazıldı.
İsviçre’nin Zurih kentinde yaşayan Kürdistanlı gençler Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a özgürlük imza kampanyası çerçevesinde 17 bin 500 imza topladı. Kampanyaya son 4 ay içerisinde ağırlık verdiklerini belirten gençler, hedefleri olan 20 bin imzaya ulaşmak istediklerini vurguladı.
Her cumartesi günü Bahnofstrasse’de imza toplamaya çıktıklarını belirten Kürt gençleri genellikle İsviçreli vatandaşlardan olumlu tepkiler aldıklarını fakat son süreçte kimi ırkçı grupların provokasyon girişimleriyle karşılaştıklarını söylediler.
Ronahi gençlik meclisi adına açıklama yapan Aysel Gözübüyük ise şunları belirtti: “Şehit Ronahi gençlik meclisi olarak Önderliğimizin özgürlüğü için başlatılan imza kampanyasını hız kesmeden devam ettireceğiz. İsviçre de yaşayan Kürt gençleri olarak önderliğimizin üzerindeki tecride ve son olarak Rojava’da yaşananlara karşı öfkemizi ancak önderliğimizi özgürleştirmek için çalışarak dindireceğiz. Bugüne kadar yürüttüğümüz imza çalışmaları iyi denebilecek düzeyde hedefimizi aşmayı düşünüyoruz.”
Şehit Ronahi genç kadın komitesi adına konuşan Ayten İnal ise “Şimdiye kadar devam eden imza kampanyasına daha çok bireysel imza toplayarak katılıyorum hem okulda arkadaşlarımdan hem de komşularımdan imzalar aldım. Herkes bulunduğu alanda, görüştüğü herkesten imza alarak bu kampanyaya destek olabilir. Bütün Kürt gençlerini ve kadınlarını bu kampanyaya seferberlik ruhu ile katılmaya çağırıyorum” şeklinde konuştu.
Çalışmalarının devam ettiğini belirten Ronahi gençlik meclisi imza kampanyasında sona doğru geldiklerini ve son üç haftayı kendilerine seferberlik olarak ilan ettiklerini belirttiler. ANF(alıntı)






Daha fazlası »
05:24 tarihinde Unknown tarafından yazıldı.
Almanya'da yaşayan Kürtler, Rojava devrimiyle dayanışmak ve Kürtlere yönelik saldırıları kınamak için birçok kentte gösteriler organize etti. Binlerce Kürdistanlı ve dostunun katıldığı yürüyüş ve mitinglerde "Bijî Berxwedana Rojava" sloganları atılırken, "Rojava halkı yalnız değil" mesajı verildi.
Batı Kürdistan'da El Kaide bağlı silahlı çetelerin Kürtlere yönelik saldırıların son bulması ve uluslararası kamuoyunun Rojava halkını korumak için harekete geçmesi için Almanya'da yaşayan Kürtler dün birçok kentte gösteriler düzenledi. PYD ve Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM) tarafından organize edilen yürüyüş mitinglerde kitlenin coşkusu dikkat çekerken, Batı Kürdistan halkına tam destek verildi.
NRW Eyaletinde yaşayan Kürtler Bonn'da toplanırken, Hamburg, Hannover ve Bremen kentlerinde yürüyüş ile mitinglere katılan göstericiler Avrupa ve dünya kamuoyunun Rojava'daki katliamlara karşı sessizliğini bozmasını talep etti. İşte dün gün boyunca gerçekleşen gösterilerin özeti:
NRW'DEKİ KÜRTLER BONN'DA YÜRÜDÜ
Almanya'nın en büyük eyaleti Kuzey Ren Vestfalya'da yaşayan Kürtler Rojava için Bonn kentinde bir araya geldi. Yürüyüş akşam saatlerinde Am Frankenbad meydanında başladı. PYD tarafından organize edilen ve Yek-Kom'unda destek verdiği yürüyüşe bini aşkın kişi katıldı. PYD, KCK, Kürdistan bayraklarının yanı sıra, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Qamişlo kentinde katledilen İssa Haso ile El Nusra güçleri tarafından katledilen çocukların posterleri taşındı. Yürüyüşte Almanca ve Kürtçe pankartlar taşınırken, " El Kaide-El Nusra Kürdistan'da defol", "Kürdistan'daki savaşa son" vurgusu yapıldı.
Yaklaşık iki saat yürüyen göstericiler sık sık "Kahrolsun Türkiye", "Rojava ve Suriye'den defol El Nusra"  sloganlar atarak, kent merkezine geldi ve burada bir miting düzenledi. Mitingde konuşan PYD Avrupa Meclisi Üyesi Ehmedê Kobanî, Rojava'da yapılan katliamına dikkat çekti. YPG güçleri tarafından darbe alan El Nusra militanlarının sivillere saldırdığını belirten Kobanî şöyle konuştu:
"Bunlar terörist ve eşkıyadır. Aldıkları yenilginin acısını sivil ve savunmasız insanlardan çıkarıyor. Bu kadar acizler. İnsanlıktan çıkmış barbarlar. Bunlar Suriye'li  değil. Afganistan, Pakistan ve farklı ülkelerden gelip bizi, topraklarımızdan çıkarmay açalışıyorlar. Biz buna izin vermiyeceğiz. Belki ağır bedeller ödeyeceğiz. Ama topraklarımızı ölüm panasına savunacağız. Bugün Biz Kürtler de, kendi özgürlüğümüzü elde etmek için Rojava'da mücadele ediyoruz. Bu tarihi bir fırsattır. Bu fırsatı kaçırmak istemiyoruz. Onun için halk olarak, ölümüne direniş içerisindeyiz."
'ROJAVA KIRMIZI ÇİZGİMİZ'
PYD meclis üyesi Kobanî, Batı Kürdistan'da uygulanan ambargoyu da hatırlatarak şunları söyledi: "Bir taraftan Suriye rejimi, öbür taraftan Türkiye'nin örgütlediği çetelerle mücadele ediyoruz. Bütün sınır kapıları halkımızın üzerinde kapanmış durumda. Bizi açlık ile teslim almak istiyorlar.  Bunu başaracaklarını sanıyorlarsa yanılıyorlar. Güney Kürdistan hükümeti de, sınırlarını kapatarak, bu saldırının bir parçası olmuş durumda. Silahlı militanlar Keşmir'de gelip halkımıza saldırıyor. Ama Güney hükümeti şimdiye kadar iki satır kınama yazısını bile yazmamış. Unutmayın Qamişlo'nun düşüşü, Hewler'in düşüşüdür, Amed'in düşüşüdür. Onun için bütün Kürtlere şu çağrıyı yapıyoruz; Rojava'ya sahip çıkın."
Kobanî'nin ardından söz alan YEK-KOM Eşbaşkanı Yüksel Koç ise Rojeva kendilerinin kırmızı çizgilerinin olduğunu belirterek, "Halkımız ölümü pahasına da olsa Rojava'yı savunacaktır. Bunun herkesin bilmesi lazım. Başta da AKP hükümeti. Türk başbakanı, El Kaide çetelerini kürtlerini üstüne salarak, sonuç almaya çalışıyorsa yanılıyor. Kürtleri artık hiç bir güç durduramaz.  Bu oyunları bırak, samimi ol. Kuzey Kürdistan'da samimiysen bunu Rojeva'da göstereceksin" diye konuştu. Miting konuşmaların ardından Türkiye ve El Kaide aleyhine atılan sloganlarla son buldu.
HAMBURG'DA KİTLESEL YÜRÜYÜŞ
Hamburg'daki Rojava'ya destek yürüyüş merkez tren garı önünde başladı. Kürdistan'ın dört parçasından Kürtlerin yanı sıra Türkiyeli sol ve demokrat örgütlerin de destek verdiği yürüyüşe yaklaşık 2 bin kişi katıldı. Rojava'daki katliamların ve Kürtlere yönelik saldırıların protesto edildiği yürüyüşte kitle sık sık "Bijî Berxwedana YPG", "Şehid Namirin" sloganları attı.
Yürüyüşte Rojava ile Kürdistan özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren devrimcilerin posterleriyle Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın fotoğrafları açıldı. Yürüyüş korteji Hamburg'un işlek caddesi Mönckeberg'te geçişi sırasında ilgi görürken Türk faşistlerinin sık sık provokasyonları dikkat çekti. Kitlenin coşkulu olduğu görülen ve polisin sıkı güvenlik önlemleri aldığı yürüyüş Gansemarkt'da mitingle son buldu. Mitingdeki konuşmalarda Rojava halkına destek çağrıları yapıldı.
HANNOVER'DE BİNE YAKIN KİŞİ YÜRÜDÜ
Hannover, Salzgitter, Hildesheim ve Peine kentlerinde yaşayan Kürdistanlılar ve dostları öğlen saatlerinde Hannover merkezindeki Steintor meydanında Rojava halkı için biraraya geldi. PYD'nin organize ettiği yürüyüşe Hannover'deki Kürt derneği de destek verdi. Bine yakın kişinin katıldığı yürüyüş merkez tren garının önünde geçtikten sonra tekrar Steintor meydanında son buldu. Rojava'daki saldırıların bir an önce son bulmasının isteyen kitle sık sık "Bijî serok Apo", "Bijî Berxwedana Rojava" ve "Bijî YPG" sloganları attı. Rojava halkına destek mesajlarının verildiği miting, yerel sanatçılar sahne almasıyla sona erdi.
BREMEN'DE MİTİNG
Bremen'de yaşayan Kürdistanlılar ve dostları Rojava için akşam saatlerinde merkez tren garı Hautpbahnhof önünde toplandı. 300'ye yakın kişinin katıldığı mitingde "Batı Kürdistan halkını yalnız bırakmayacağız" mesajları verilerken, Kürtlere yönelik saldırıların bir an önce son bulması talep edildi. Sık sık "Bijî Berxwedana Rojava" ve "Bijî YPG" sloganlarının atıldığı miting konuşmaların ardından sona erdi. Önümüzdeki hafta 10 Ağustos Cumartesi günü saat 12.00'de ise Bremen'de yine Kürtler Hautpbahnhof önünden başlayan bir yürüyüş düzenleyecek.
KÜRTLER DIŞIŞLERİ BAKANLIĞI ÖNÜNDE TOPLANACAK
Rojava halkına yönelik saldırıları protesto etmek için Brandenburger Tor Meydanı'nda bir hafta önce başlayan nöbet eylemi ise basın açıklamasıyla sona erdi. Bugün saat 13.00'te ise PYD Berlin örgütü, Mala Kurdan derneğinde Qamişlo'da bombalı saldırı sonucu yaşamını yitiren Kürt Yüksek Konseyi Diplomasi Komitesi üyesi İsa Huso için anma etkinliği düzenleyecek. Ayrıca Pazartesi günü Dışişleri Bakanlığı önünde saat 14.00'de Kürdistanlılar ve dostları bir miting düzenlenecek. Mitingde Alman hükümetine Batı Kürdistan'daki katliamlara "Sessiz kalma" çağrısı yapılacak. ANF (alıntı)






Daha fazlası »
05:13 tarihinde Unknown tarafından yazıldı.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Kemal Bülbül, Rojava’daki sivil katliamına ilişkin bir açıklama yaptı. Mazlum ile caninin girdiği Hak ve Hakikat savaşında sessiz kalmanın canilik olduğunu belirten Bülbül, “Rojava’da ve Suriye’deki durum Mazlum Kürt Halkının ve Mazlum Alevilerin var olma mücadelesidir. Ortada bir ‘savaş’ yoktur. Zalim, cani katil sürüsüne karşı varlık mücadelesi yürüten mazlumların direnişi vardır. Mazlumun, zalime, caniye ve katile karşı direnişinde, caniden yana olmak sadece insanlığa değil cümle varlığa ve kainata ihanettir” dedi. Toplumların ‘kutsal’ değerlerini alet ederek katliam yapmanın Ortadoğu’daki katiller için yeni bir durum olmadığını vurgulayan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Kemal Bülbül, “Rojava’da mazlum Kürt halkını, Suriye genelinde Mazlum Alevileri ‘Allahu Ekber’ nidaları ile katledenleri biz tanıyoruz. Bu katliamcıların ataları Şahı Şehidan Hüseyni Kerbela’nın başını gövdesinden ayırırken de ‘Allahu Ekber’ diye ‘tekbir’ getirmişlerdi. Hallacı Mansur’u çarmıha gerip doğrayan, “yetmedi” deyip Hakkın ve Hakikatin serdarı Mansur’u yakıp küllerini Dicle Irmağı’na serpen kelpler bu canilerin atalarıydı. Hak ve Hakikat aşığı Seyit Nesimi’nin derisini yüzerken ‘Allahu Ekber’ diyerek ‘tekbir’ getirenler de bu canilerin atalarıdır. Bu kelp sürüsünün aklına Allah’ın “Ekber” olduğu kan dökerken, katliam yaparken gelir” dedi. Çete gruplarının dile getirilmesi zor vahşete imza attıklarına dikkat çeken Bülbül, “Bu coğrafyada inancı sömürmekten başka teorisi, katliam yapmaktan başka pratiği olmayan nice Nemrut’lar, Firavun’lar, Muaviye’ler, Yezit’ler gelip geçti. Bugün Suriye’deki camilerden ‘Kürtlerin ve Alevilerin malı, canı, kanı helaldir!’ diye çemkiren ses ile Maraş’ta, Çorum’da, Madımak’taki kelp sürüsünün çemkirmesi aynıdır” ifadelerini kullandı. Mazlum ile caninin girdiği Hak ve Hakikat savaşına sessiz kalmanın canilik olduğunu da sözlerine ekleyen Bülbül, “Rojava’da ve Suriye’deki durum Mazlum Kürt halkının ve Mazlum Alevilerin var olma mücadelesidir. Ortada bir ‘Savaş’ yoktur. Zalim, cani katil sürüsüne karşı varlık mücadelesi yürüten mazlumların direnişi vardır. Mazlumun, zalime, caniye ve katile karşı direnişinde, caniden yana olmak sadece insanlığa değil cümle varlığa ve kainatta ihanettir. İnsanca yaşam, eşitlik, adalet ve hak için direnen mazlumun mücadelesinden daha kutsal bir değer yoktur. Suriye’de ve Rojava’da caninin “Cihadı” mazlumun Hak ve Hakikat direnişinde yok olacaktır” dedi. ANF (alıntı)

Daha fazlası »
05:12 tarihinde Unknown tarafından yazıldı.
Rojava'da Kürtlere dönük saldırıları ve sivil katliamını kınayan İHD, Türkiye'nin insani yardım amacıyla sınır kapılarını açması çağrısında bulundu. 
İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi, Rojava'da El Nusra çetelerinin halka yönelik gerçekleştirdiği katliam ve Türkiye'nin Rojava sınır kapılarını açması için yazılı bir açıklama yaptı. 
Rojava'da Kürtlerin özgürlük mücadelesinde karşılaştıkları en önemli engellerden birinin kökten dinci çete gruplarının silahlı saldırıları olduğunun vurgulandığı açıklamada, "Suriye'de devam eden iç savaşta Türkiye gibi çeşitli ülkelerin desteğini alan Suriye muhalefetinin bir parçası olan radikal dinci örgütlerin Kürtlere yönelik saldırıları bir dizi vahşi katliamlara sebep olmuştur" denildi. Açıklamada El Kaide bağlantılı El Nusra Cephesi ve bunun gibi çeteci örgütlerin Kürtlere yönelik yaptıkları katliamların kınanarak, "Kürt halkı ve birlikte yaşayan diğer halkların Suriye'deki özgürlük mücadelesini boğmaya çalışan bu gerici yapıları lanetliyoruz" ifadeleri kullanıldı.
'SINIR KAPILARI BİR AN ÖNCE AÇILMALIDIR'
Çete gruplarını destekleyen Türkiye gibi ülkelerin bir an önce bu politikaya son vermesinin istendiği açıklamada, "Rojava bölgesinin insani yardım alabileceği en önemli yer Türkiye ile olan sınır kapılarıdır. Başta Rojava ile Dayanışma Komitesi olmak üzere İHD gibi sivil toplum örgütlerinin sınır kapılarının açılmasıyla ilgili yapmış oldukları başvurular karşısında Hükümetin duyarsızlığını anlamak mümkün değildir" denildi.
İHD Suriye'den Türkiye'ye sığınan yaklaşık 500 bin insanın 200 bininin geçici barınma merkezlerinde konumlandırılırken sadece Kürtlere yönelik ayrımcı ve gayri insani tutumu kınadıklarını vurguladı.
Rojava'da salgın hastalık ve açlık nedeniyle yaşanabilecek büyük bir insani trajediye izin vermemek için bir an önce tüm sınır kapılarının insani yardım ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla açılması gerektiğinin vurgulandığı açıklamada, "Hükümetin, sınır kapılarının tümünü bir an önce açması gerekmektedir. İnsani trajedi yaşandıktan sonra açılacak sınır kapılarının halklar arasında oluşabilecek derin ayrılığı gidermeyeceği bilinmeli ve geç olmadan bu kapılar açılmalıdır" ifadeleri yer aldı. ANF (ALINTI)






Daha fazlası »
05:06 tarihinde Unknown tarafından yazıldı.
Rojava'daki çete saldırılarını kınayan Süleymaniye'deki sivil toplum örgütleri, siyasal partiler ve din alimleri Güney Kürdistan yönetiminin Rojava sınır kapısını açmasını istedi. Ulusal Kongre hazırlık komitesine de Rojava'ya ilişkin tavır alması çağrısında bulundu. Bir dizi eylem kararı alan Süleymaniyeliler kentte kitlesel yürüyecek, din alimleri sınıra gidecek. Güney Kürdistan’ın Süleymaniye kentinde Rojava’daki gelişmelerin değerlendirildiği bir toplantı düzenlendi. Siyasi partilerin Rojava’daki, katliama karşı sessizliğe son verilmesi gerektiğine dikkat çekilen toplantıda, Rojava ile dayanışmak için bir kampanya başlatılması kararlaştırıldı. Süleymaniye’de bir yürüyüşün düzenlenmesinin yanısıra, din alimleri sınır kapıları açılıncaya kadar Rojava sınırına gidecek. Güney Kürdistanlı onlarca sivil toplum örgütü, siyasi parti, din alimleri, aydın ve akademisyenler, Süleymaniye’deki Genel Kütüphane’de bir toplantı ve basın açıklaması düzenledi. Toplantıda Rojava’da Kürt halkına yönelik gerçekleştirilen çete saldırıları, Tel Haran’daki katliam ile Semelka sınır kapısının açılmaması ele alındı. KATLİAM ÜZERİNE YOĞUN TARTIŞMA YÜRÜTÜLDÜ Rojava’da yapılan katliam üzerine de yoğun tartışmaların yürütüldüğü toplantıda, siyasi partilerin bu katliama karşı sessizliğe son vermesi gerektiği belirtildi. Güney Kürdistanlı gençlerin cihat adı altında Rojava’ya götürülüp savaştırıldığı da hatırlatılan toplantıda, birkaç heyetin oluşturulması kararlaştırıldı. Önümüzdeki günlerde farklı eylemlerin de planlandığı toplantıda, Süleymaniye’de büyük bir yürüyüşün düzenlenmesi kararı da alındı. DİN ALİMLERİ SINIRA GİDECEK Toplantı ardından, hazırlık komitesi bir basın açıklaması düzenledi. Basında ilk olarak Melle Nadir konuştu. “Bugün din adamları olarak siyasi parti ve sivil toplum örgütleriyle bir araya gelerek, Rojava için bir kampanya başlatma kararı aldık” diyen Melle Nadir, ilk olarak Süleymaniye’deki din görevlileri olarak Rojava sınırkapısı açılıncaya kadar sınıra gideceklerini belirtti. Diğer kentlerindeki din görevlilerini de bu eyleme çağıran Melle Nadir, “Ramazan ayında sınırın kapalı olmasını Allah kabul etmez. Buradaki kardeşlerimizin yardımlarımıza ihtiyacı var. Rojava’da bir tarafta Kürt halkına dönük çeteler saldırı yapıp katliam uygularken bu taraftada sınır kapalı” dedi. Bir heyet oluşturarak Ulusal Kongre Hazırlık Komitesi ile görüşeceklerini vurgulayan Melle Nadir şunları belirtti: “Kürt halkına dönük bu vicdansızlık karşısında Hazırlık Komitesi’nin bir tavır sahibi olması gerekiyor.” Melle Nadir’in ardından konuşan Melle Abdulkerim Şahrbajar tüm din alimleri ve görevlilerine “Din adamları bu katliama karşı sessiz kalmamalı. Nasıl ki eskiden din adamlarının Kürtlere dönük tüm düşmanca saldırılara karşı tavırları olduysa bugün de öyle olmalı” diyerek seslendi. Siyasetçi Muhammed Abdullah ise bugün burada parti ve sivil toplum örgütleri, din alimleri, akademisyenler olarak toplandıklarını, amaçlarının da cihat adı altında Kürt halkına dönük bu saldırılara karşı bir karar almak olduğunu söyledi. “Daha önce Güney halkı nasıl Rojava halkına yardımcı olduysa bu devam etmeli” diyen Abdullah sözlerini şöyle sürdürdü: “Bazı heyetler oluşturuldu, bir heyet Süleymaniye Valiliği’ne bayramdan sonra düzenlenecek büyük bir yürüyüş için başvuracak. Ayrıca bir heyet de yürüyüşe katılmaları için tüm partileri ziyaret edip bu yürüyüşe davet edecek.” Aydın Şoreş Emin ise, “Bilindiği gibi, daha önce de Rojava Kürtlerine yardım grubu vardı, bu grup yeniden yardım toplayabilir. Sınır bir an önce açılmalı. Çünkü bu sınır Kürt hükümetinin sınırı değildir, tüm Kürt halkının sınırıdır” dedi. ANF (ALINTI)



Daha fazlası »
05:04 tarihinde Unknown tarafından yazıldı.
Rojava’ya yönelik El Kaide ve ÖSO çetelerinin saldırılarına Türkiye destekli Suriye Türkmen Meclisi de katıldı. Geçtiğimiz günlerde Dışişleri Bakanı Davutoğlu ile görüşen Türkmen Meclisi Başkanı Semir Hafez, 5 birlikleri ile Kürtlere karşı savaştıklarını söyledi. Hafez’in “Türk hükümetinin politikaları doğrultusunda hareket etmek istiyoruz” ifadesi dikkat çekti.
Türkiye destekli Suriye Türkmen Meclisi Başkanı Samir Hafez, ÖSO saflarında 5 birliklerinin Kürtlere karşı savaştığını açıkladı. Today’s Zaman’a konuşan Samir Hafez, Kürtlere karşı ‘öz yönetimlerini kurmalarına karşı oldukları” için savaştıklarını ileri sürdü.
Hafez, “Suriye’de Kürt otonomisine karşıyız. Kime ait olursa olsun Suriye toprakları üzerinde bağımsız bir devlet Suriye’nin çıkarlarına değildir. Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız” dedi.
Suriye Türkmen Cephesi bu yılın Mart ayında Türkiye’de kurulmuş, başkanlığına da Samir Hafız getirilmişti. Rojava Kürtlerinin öz yönetimlerini kuracaklarını açıklamaları ardından Türkiye Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu 18 Temmuz’da Hafez ile görüşmüştü. 
‘TÜRK HÜKÜMETİ’NİN POLİTİKALARI DOĞRULTUSUNDA HAREKET ETMEK İSTİYORUZ’
Hafez bu gün Hürriyet’e verdiği demeçte ise yeni bir ordu kuracaklarını ileri sürdü. Hafez, “Kuracağımız ordunun başında Suriye ordusundan kaçan 200’den fazla rütbeli subay olacak. Aralarında tuğgeneraller, generaller, albaylar var. Temel hedefimiz öncelikle kendi bölgelerimizi, Halep civarını ve Lazkiye’yi savunmak” dedi.
Hafez’in ordularının nicel ve niteliğiYPG oranla açıkladı ve ordularının YPG’nin dörtte biri kadar olacağını belirterek, Türkiye’nin belirlediği politikalara göre hareket ettikleri itirafında bulundu. Hafez şunları söyledi:
“Son bir ay içinde Suriye’deki ‘Yüksek Kürt Heyeti’yle Halep’in kuzeyinde birkaç görüşme yaptık. Onlara üç temel şey söyledik: Birincisi, Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden şeylerden uzak durun. İkincisi; Esad rejimiyle işbirliği yapmayın, üçüncü olarak da hemen özerklik istemeyin, bekleyin önce bir parlamento kurulsun dedik.
Onlar da bize şunu teklif etti: ‘Türkmenlerin yoğun olduğu, Kürtlerin azınlık olduğu bölgelerde kontrol sizin elinizde olsun, Türkmenlerin azınlık, Kürtlerin çoğunluk olduğu yerlerde de Kürtler hâkim olsun’ dediler. Biz henüz onlara bir cevap vermedik. Çünkü Türk hükümetinin politikaları doğrultusunda hareket etmek istiyoruz.”
ANF(ALINTI)



Daha fazlası »

Bu sitede yayınlanan yazılar kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.Tüm hakları saklıdır.
Diren Rojava RojavadaKatliamVar